“Home Is You” – adres olmayan bir ev

“Higher Than The Sky”, mesafenin önemi olmadığına dair güvence veriyordu. “Home Is You” bir adım daha ileri gidiyor: ev bir yer değil, bir insan.

Plaktaki en sade düşünce bu. Ve belki de en önemlisi.

Dört duvar

İlk dizeler: “I thought home was… a place with four walls… / A roof over my head… pictures in the halls…” — evin dört duvarlı bir yer olduğunu sanıyordum; başımın üstünde bir çatı, koridorda fotoğraflar.

Şarkı bir yanılgıyla başlıyor. Ve bir adresle açıklanamayan bir duyguyla: “But every time I leave… and the door shuts tight… / Something inside me… just doesn’t feel right…” — ne zaman çıksam ve kapı arkamdan sıkıca kapansa, içimde bir şey yerine oturmuyor.

Bir şeyler ters gidiyor, ama bir daire geride bırakıldığı için değil. Biri geride bırakıldığı için.

Ne adres ne manzara

Pre-nakarat: “It’s not the address… it’s not the view… / It’s every heartbeat… I share with you…” — mesele ne adres ne de pencereden görünen manzara; seninle paylaştığım her kalp atışı.

Nakarat sekiz dize ve başlığı dört kez tekrarlıyor: “Home is you… when the day is long… / Home is you… where I belong…” — gün uzun olduğunda evim sensin; ait olduğum yer orası.

“Home” kelimesi bu parçada on yedi kez geçiyor. Plağın geri kalanının tamamında — bir kez.

Tek odalı bir evde yerde uyumak

İkinci kıta: “We can sleep on the floor… in a one-room flat… / Rain on the window… but I don’t mind that…” — tek odalı bir dairede yerde uyuyabiliriz; yağmur cama vuruyor, ama bu beni rahatsız etmiyor.

“No big garden… no fancy view… / Just your arms around me… and I’m safe with you…” — ne büyük bir bahçe ne güzel bir manzara; yalnızca bana sarılan kolların, ve seninle güvendeyim.

“No rush”ta tatillerden ve elmaslardan vazgeçen plak bu. Burada düzgün bir evden bile vazgeçiyor — ve hiçbir şey kaybetmiyor.

Her şeyi yakıp evde kalmak

Üçüncü kıta: “We can move tomorrow… to a different town… / Sell everything we own… and burn it down…” — yarın başka bir şehre taşınabiliriz, sahip olduğumuz her şeyi satıp yakabiliriz.

“Burn the Map”te kaçış anlamına gelen aynı “burn it down”. Burada her şey satılıp yakılabilir, yine de kimse kaçmıyor — çünkü ev de birlikte gidiyor: “Every new place… feels like home in your embrace…” — kollarında her yeni yer ev gibi geliyor.

Plağın iki izleği bu tek parçada buluşuyor. İnsan hem yola çıkabilir hem bir evi olabilir — yeter ki ev yanında yürüsün.

Parçayı Spotify, Apple Music ve YouTube Music’te dinleyebilirsin.

Bir sonraki yazıda “Ocean Breath”ten söz edeceğim — sabahın beşinde, vedalaşmadan denize kaçmaktan.

Burada olduğun için teşekkürler.

Adam Smentoch
Dust Anthem projesinin yaratıcısı

Dinle Home Is You Simple Folk Roads